Soğuk sabahlarda aracı çalıştırdıktan sonraki ilk birkaç kilometrede arkadan gelen uğultu, direksiyonun ağırlaşması ya da viraj alırken hissedilen tutukluk pek çok sürücüyü aynı soruya götürüyor: acaba diferansiyel yağı dondu mu? Kısa cevap "hayır" ama uzun cevap çok daha ilginç ve karar verirken asıl işinize yarayacak olan da o.
Dişli yağları suyun donması gibi kristalleşip katı bir kütleye dönüşmez. Bunun yerine sıcaklık düştükçe viskozitesi katlanarak artar ve belirli bir noktada akmayı bırakır. Bu noktaya "akma noktası" (pour point) denir. Yağ o sıcaklıkta hâlâ sıvı sayılır ama pratikte jöle kıvamındadır; pompalanmaz, dişli dişlerinin arasına tırmanamaz, yatakları yağlayamaz.
Dolayısıyla doğru soru "donar mı" değil, "bu yağ benim yaşadığım bölgenin en soğuk sabahında hâlâ akıyor mu?" olmalı.
Ayırt etmek aslında kolay. Sadece soğukta ortaya çıkıp araç ısındıktan sonra kaybolan uğultu, büyük ihtimalle yağ viskozitesiyle ilgilidir. Isındıktan sonra da devam eden, hıza göre frekansı değişen ses ise mekanik aşınmaya işaret eder ve yağ değişimiyle geçmez. Yağın alt tarafta damlatma yapması ise ayrı bir konudur; arka aksil sızıntıları bahsi burada devreye girer, çünkü seviyesi düşmüş bir diferansiyel soğukta çok daha hızlı hasar görür.
SAE dişli yağı sınıflandırmasında "W" harfinden önceki sayı düşük sıcaklık performansını, sonraki sayı çalışma sıcaklığındaki kalınlığı gösterir. 75W-90 ile 85W-140 sıcakken benzer görevi görebilir ama -20 °C'de aralarında dünya kadar fark vardır.
| Sınıf | Tipik yapı | Yaklaşık düşük sıcaklık sınırı | Kime uygun |
|---|---|---|---|
| 75W-85 / 75W-90 | Tam sentetik | -40 °C civarı | Sert kış geçen iller, sık kısa mesafe kullanım |
| 75W-140 | Tam sentetik, yüksek yük | -35 °C civarı | Çeki yapan, yüklü çalışan 4x4 ve SUV'lar |
| 80W-90 | Mineral veya yarı sentetik | -25 °C civarı | Ilıman iklim, karma kullanım |
| 85W-140 | Mineral | -12 °C civarı | Sıcak bölge, ağır yük, yaz ağırlıklı |
Değerler üreticiye ve katık paketine göre kayar; ambalaj üzerindeki akma noktası bilgisine bakmak en doğrusudur. Yine de tablo, mantığı net gösteriyor: soğuk hava diferansiyel yağı seçiminde belirleyici olan ilk sayıdır, ikinci sayı değil.
Bu noktada evet, ve fark kozmetik değil. Mineral baz yağlar içindeki parafinik bileşenler soğukta mum benzeri yapılar oluşturur; akışkanlık bu yüzden çöker. Sentetik baz yağlarda bu yapı olmadığı için viskozite-sıcaklık eğrisi çok daha yatıktır. Aynı kaptaki 75W-90 sentetik, -25 °C'de 80W-90 mineralden kat kat daha akışkan kalır. Sentetik mi mineral mi tartışmasının en net kazandığı yer tam olarak burasıdır.
Hayır, iki nedenle. Birincisi ikinci sayıyı keyfi düşürmek (örneğin 140'tan 90'a inmek) yaz aylarında yağ filmini zayıflatır. İkincisi, sınırlı kaymalı ya da kilitli diferansiyellerde sürtünme katığı dengesi bozulursa viraj alırken zıplama ve tıkırtı başlar. Diferansiyel kitleme sistemi olan araçlarda üreticinin istediği katığı veya ayrı sürtünme değiştirici ilavesini atlamak, soğuk problemini çözerken yenisini doğurur.